DİKEY TARIM NEDİR? ŞEHİRLERE NASIL BİR ETKİSİ OLABİLİR?

By Posted on 0 Comments4min read199 views
DİKEY TARIM NEDİR? ŞEHİRLERE NASIL BİR ETKİSİ OLABİLİR?

Dikey tarım nedir? Şehirlere nasıl bir etkisi olabilir?
Dünyamızı şimdiye kadar keşfedebildiğimiz diğer gezegenlerden ayıran ve yaşanabilir kılan özelliklerin en başında suyun sıvı halde kalmasını sağlayan bir ısıya sahip olması geliyor. 100 derecede buharlaşıp gaz haline geçen, 0 derecede ise donup katılaşan su olmadan yaşam mümkün değil. Buna karşın su kaynaklarımızı tüketen faaliyetlerin başında tarım geliyor. Bugün gezegenimizdeki yıllık temiz su tüketiminin yaklaşık 1/3’üne tarım faaliyetleri neden oluyor. Tarımda kullanılan zirai ilaçlar ve suni gübreler ise temiz su miktarının azalmasına yol açıyor. Tarım olmadan; meyve, sebze, buğday, pirinç yetiştirmeden hayatta kalamayacağımıza göre daha verimli tarım yapılmasını sağlayacak yenilikçi çözümler üretmemiz gerekiyor.

Dikey tarımla her yer üretim alanı
1999 yılında Kolombiya Üniversitesi’nden halk ve çevre sağlığı profesörü Dickson Despommier ve bir grup yüksek lisans öğrencisinin çalışmasıyla ortaya çıkan “dikey tarım” fikri günümüzde ve gelecekte klasik tarıma alternatif olmaya aday. Günümüzde 8 milyara yaklaşan insan nüfusunun, 2050 yılında 9 milyarı geçeceği tahmin ediliyor. Ve görünen o ki yakın gelecekte dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor olacak. Ancak gezegenimizde bu kadar insanı doyurmaya yetecek kadar tarımsal arazi yok. Ayrıca şehir dışındaki tarla, bahçe ve seralarda üretilen tarım ürünlerinin şehirlere taşınması, her gün yüksek miktarda karbon salınımına sebep oluyor. “Apartman tarımcılığı” ya da “topraksız tarım” olarak da tanımlanan dikey tarım yöntemiyle eski fabrikalar, tüneller, terk edilmiş madenler, nakliye konteynerleri hatta evlerimizin balkonları dahi alternatif birer tarım alanına dönüşüyor.

dikey tarım nasıl yapılır

Verim en az 10 kat artıyor
Dikey olarak yığılmış raf ya da katmanlara ürün yetiştirme esasına dayanan bu yöntem; hidroponik, aquaponik ve aeroponik olarak üçe ayrılıyor. Aeroponik yöntem, uzay çalışmalarında da kullanılan ve gelecekte başka gezegen ya da uydulara göndereceğimiz insan kolonilerinin tarım ürünü yetiştirme yöntemi olacak. Dikey tarım yöntemleriyle verimin 10 kattan fazla artması mümkün; bu, daha az hektarda, daha çok ürün demek. Daha az toprak kullanılması, yerel bitki ve hayvanların daha az zarar görmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla dikey tarımın yerel fauna ve florayı koruyucu bir etkisi de var. Tamamıyla kontrol edilebilir bir alanda tarım yapılması, tarım zararlılarının olmaması ve haliyle tarım ilacı kullanılmaması anlamına geliyor. Böylelikle toprağımızı zehirleyen tarım ilaçlarından da sonsuza dek kurtulmuş oluyoruz.

Klasik tarım üretiminde olduğu gibi toprağı nadasa bırakmak, tek bir ürün ekmek gibi zorunlulukları olmayan dikey tarım ile aynı yıl içinde 3-4 kere hasat yapmak mümkün. Üstelik onlarca çeşit ürün aynı anda, aynı alanda yetişebiliyor. Kapalı alanlarda yapılan tarım; sel felaketi, dolu, kuraklık gibi istenmeyen durumlardaki ürün kaybının da önüne geçiyor. Daha önce ülkemizde sel felaketlerinden sonra tarım ürünlerinin fiyatlarının aşırı yükseldiğine şahit olmuştuk.

En büyük engel enerji maliyetleri
Dikey tarım yönteminde en büyük sorun enerji maliyetlerinin yüksekliği. LED ışıklar ile suni bir güneş oluşturmak; ürünlerin büyüme şartlarına uygun ısı, nem gibi ortamları sağlamak için elektrik, ısıtma ve havalandırma alanında ciddi bir yatırım yapılması gerekiyor; bu da çok maliyetli. Temiz enerji kaynaklarından sağlanmadığı takdirde bu tüketim, yüksek miktarda sera gazı salınımına sebep olabiliyor. Güneş, rüzgar gibi yenilenebilir, temiz enerji kaynaklarının kullanıldığı yatırımlar yaparak bu verimli yöntemi uygulamaya geçirmemiz, gıda güvenilirliği ve sürdürülebilir kalkınma açısından olmazsa olmaz. Ülkemizde henüz çok yeni olan bu kavram, girişimciler için de pek çok fırsat barındırıyor.

Yerel gıda sayesinde daha temiz şehirler
Dikey tarım yönteminin; uygun iklim, verimli toprak gibi zorunlulukları ortadan kaldırması, şehir merkezleri ve çeperlerinin tarım alanına dönüşmesi anlamına geliyor. Tarım ürünlerinin şehrin içinde üretilmesi, kentlerin havasını temizliyor. Üstelik her gün binlerce gıda kamyonunun trafikte karbon salınımı yapmasının önüne geçiliyor. Son kullanıcılar açısından bir başka avantaj ise meyve-sebze fiyatlarını etkileyen en büyük üretim kalemlerinden biri olan nakliye maliyetinin düşmesi.

Yaşadığınız şehrin merkezinde yerel ürünleri uygun fiyatla satın alabilmek, daha temiz bir hava solumak, daha sakin bir trafikte yolculuk etmek kulağa ne kadar da hoş geliyor değil mi? İşte tüm bu nedenlerle bir an evvel hem bizim hem de dünya ülkelerinin dikey tarım çalışmalarını artırması ve hızlandırması gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share

What do you think?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Comments Yet.