PARİS İKLİM ANLAŞMASI NEDİR? ÖNEMİ VE AMAÇLARI NELERDİR? 

By Posted on 0 Comments4min read179 views
PARİS İKLİM ANLAŞMASI NEDİR? ÖNEMİ VE AMAÇLARI NELERDİR? 

 

Tıpkı bizim gibi dünyamızın da bir nefes alma döngüsü var. Ve bu döngüyü belirleyen canlı türlerinin başında gelmemiz, bireysel anlamda aslında ne denli büyük bir yükümlülüğümüz olduğunu ortaya koyuyor. İklim değişikliği meselesi günün birinde yüzleşmemiz gereken uzak bir tehdit değil artık, hepimizi eşit derecede ilgilendiren yadsınamayacak bir gerçek. Bu kapsamda dünyamızın iklim dengesinin her geçen gün daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla harekete geçen ve küresel bir iklim eylemi için dünya devletlerini işbirliğine çağıran Paris İklim Anlaşması’na gelin yakından bakalım.

 

Geleceği bugünden değiştir!

Paris İklim Anlaşması iklim krizinin önüne geçmek adına 12 Aralık 2015’te Paris İklim Konferansı COP21’de, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf 197 ülkeden 191’inin kabul ettiği ve 4 Kasım 2016’da yürürlüğe giren evrensel bir anlaşma. Söz konusu anlaşma iklim krizinin etkilerini her geçen gün daha yoğun hissettiğimiz dünyamızda, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir role sahip. Bölgesel ve dünya çapındaki çevre sorunlarının üstesinden gelinmesine, doğal kaynakların ihtiyatlı bir biçimde kullanılmasına ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı dayanıklılığın artırılmasına yönelik eylem planları sunan bir protokol.

 

Dünyanın kaderi = Bizim kaderimiz

Paris Anlaşması ülkelere düşük karbonlu bir dünyaya geçişin başlangıcını işaret ediyor. Bu bağlamda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden, küresel sera gazı emisyonlarını mümkün olan en kısa sürede dengelemek ve bu yüzyılın ikinci yarısında nötr hale getirmek için çalışmalarını istiyor. Bu hedef ise petrol, kömür gibi fosil yakıtların kullanımının tedricen azaltılmasını ve ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesini gerektiriyor. Yaşadığımız iklim değişikliğinin tamamen insan faaliyetlerinden kaynaklandığı bilimsel olarak kanıtlandı. Gezegenimizin yaşanabilir alanları ve kullanılabilir kaynaklarının üzerindeki etkimiz görünenin ve tahmin ettiğimizin de ötesinde. Bugün dünya nüfusunun büyük çoğunluğu yaklaşan tehlikenin ne yazık ki hala farkında değil. Bu doğrultuda ülkelerin çevre politikalarının bir an önce değişmesi ve taahhüt edilen adımların atılması büyük önem taşıyor.

Geleceği olan bir dünya

Paris İklim Anlaşması’nın amacı sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltmayı hedefleyerek küresel sıcaklık artışını 2°C’nin altında tutmak. Hatta bu artışı 1,5°C ile sınırlandırmak. Bu hedefin temelinde dünyamızın doğal dengesine ilişkin oldukça kritik veriler yatıyor. Öyle ki yapılan araştırmalar dünyamızda sıcaklık ortalamalarının bugüne kadar geri dönülemez bir şekilde, 1°C arttığını gösteriyor. Yalnızca 1 derecelik artış bile sıcak hava dalgalarını, orman yangınlarını, sel ve kasırgaları beraberinde getiriyor.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2018 yılında sunduğu veriler, 1,5°C’lik ısınma ile 2°C’lik ısınma arasındaki farkın daha fazla yoksulluk, kuraklık, toprak ve habitat kaybı anlamına geleceğini ortaya koyuyor. Karbon salınımı azaltılmadığı takdirde ekosistemdeki dengesizlikler, beklenmedik doğa olayları ve nesli tükenen canlı türlerinin sayısının artması kaçınılmaz olacak. Dünyada hiçbir ülkeden tek başına iklim kriziyle mücadele etmesi beklenemez. Bu tüm dünya ülkelerinin ortak sorunu. Kısacası dünya devletlerinin bu anlaşmayı kabul etmesi ve her birinin kendi halkını daha bilinçli davranmaya teşvik etmesi gerekiyor. Bireysel anlamda ise bize düşen, doğaya karşı saygılı bir yaşam sürdürmek. Yaşam tarzımızı ve tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirerek bu konunun artık tercihten öte bir mecburiyet haline geldiğini kavramak. Zaman elimizden gelenin en iyisini değil, “elimizden gelenin daha fazlasını” yapma zamanı çünkü…

Share

What do you think?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Comments Yet.