ŞEHİRLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE NASIL MÜCADELE EDİYOR?

By Posted on 0 Comments4min read256 views
ŞEHİRLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE NASIL MÜCADELE EDİYOR?

 

IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change) geçtiğimiz haftalarda Altıncı İklim Değişikliği Raporu’nu yayımladı. Hepimiz bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındaydık ancak durumun bu kadar vahim olduğunu bilmiyorduk. Rapora göre önümüzdeki 20 sene içinde dünyadaki sıcaklıklar 1,5 dereceden fazla artacak. Bu, 2015 yılında Paris Anlaşması’nda belirlenen sınırın üzerinde ve dünyada yaşayan canlı türleri -evet insanlar da dahil- için hiç de iyi bir haber değil.

 

Geçtiğimiz temmuz insanlık tarihinde kaydedilen en sıcak temmuz ayıydı. Türkiye başta olmak üzere Yunanistan ve İspanya’daki yangınlar; Almanya, Hollanda ve kısa bir zaman önce Kastamonu, Sinop ve Bartın’da yaşanan seller, dünya 1,5 derece ısındığında olabileceklerin fragmanı niteliğindeydi adeta. Her yıl milyonlarca insan ekonomik ve kültürel nedenlerle kırdan kente göç ediyor. Birleşmiş Milletler’in 2018 raporuna göre 2050 yılında dünya nüfusunun %68’i kentlerde yaşıyor olacak. Bu da günümüzde büyük kentlerin %70’inin halihazırda iklim değişikliğinin yıkıcı etkileriyle baş etmeye çalıştığını ve neredeyse tüm şehirlerin risk altında olduğunu göz önüne alırsak dünya nüfusunun çok büyük bir kısmının tehlikede olduğunu gösteriyor. Tüm yaşamsal ve ekonomik avantajlarının yanında kentler manevra kabiliyeti düşük, oldukça kırılgan ve yeniden toparlanma kapasiteleri yeterince gelişmemiş yerleşim yerleri olmayı sürdürüyor. Ancak savaş henüz kaybedilmiş değil. Kentlerin iklim değişikliğinin önlenemez etkileriyle mücadele etmek için sahip olduğu birtakım araçlar mevcut. Metropoller iklim değişikliğinin etkilerinin yalnızca çevresel olmadığının farkında. Dünyanın önde gelen kentleri, toplumsal ve ekonomik olarak da büyük riskler içeren iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkmak için aklın, bilimin ve teknolojinin imkanlarını kullanarak geniş çaplı önlemler alıyor. İşte onlardan bazıları:

İklim değişikliği, küresel ısınma
yeşil alanların arttırılması

 

Yeşil alanların artırılması

Binaları aydınlatmak, ısıtmak ve soğutmak için gereken enerjinin yanı sıra yapılı çevrenin kentlerde ısı adaları oluşturarak atmosferin daha çok ısınmasına neden olması da ciddi bir sorun. Yeşil alanlar ise hem atmosfere salınan karbondioksit miktarının hem de yapılı çevrenin oluşturduğu ısı adalarının etkisinin azalmasında önemli bir etmen. Amerika’nın Minneapolis şehri her yıl düzenlenen ParkScore Index’te, sahip olduğu parklar ve daha az ısı adasına sahip olmasıyla öne çıkıyor. Chicago ve Salt Lake City de yeşil alanlarını artırmak konusunda öncü davranan kentlerin başında geliyor.

 

sıfır emisyon
şarjlı elektrikli otobüs, ,Kanada

Ulaşımda sıfır emisyon

Ulaşım ve araçlarda kullanılan fosil yakıtlar atmosfere salınan karbonun en önemli kaynaklarından biri. Londra, 2003 yılından beri hem kentin havasını temizlemek hem de sıfır emisyon alanları yaratmak için çalışıyor. 2019 yılında hız kazanan projede 21 kilometrekarelik alanda %44 oranında nitrojen dioksit azaltımı kaydedildi. Paris, Antwerp, Beijing, Berlin ve Tokyo da düşük emisyon alanları uygulamasını hayata geçiren kentler arasında.

 

Kompakt ve akıllı kentler
Monterrey, Meksika

Kompakt ve akıllı kentler

Paris’in 15 dakikalık şehir uygulaması başta olmak üzere 2000’lerin ucu bucağı olmayan mega kentler trendinin yerini yavaş yavaş kompakt, erişilebilir ve akıllı kentler alıyor. Meksika’daki Monterrey kompakt kent uygulaması da başarılı örneklerden biri. Çeşitli elektronik veri toplama ve işleme yöntemlerini kullanıp veriye dayalı kararlar alarak iklim değişikliğiyle mücadele etme amacı güden kentlerin başında ise Singapur, Amsterdam ve Seul geliyor.

 

Kırılgan gruplar için dayanıklılık planları

Kent yoksulları, dezavantajlı gruplar ve göçmenler iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en çok etkilenen grupların başında geliyor. Pek çok şehir kentsel adaletin sağlanması ve kentsel mekanın dayanıklılığının artırılması için risk değerlendirmesi, risk yönetimi ve dayanıklılık planları yapmaya başladı. Houston, New York City, Boston gibi kuzey yarım kürenin büyük metropollerinin yanı sıra Kamboçya’dan Phnom Penh ve Güney Kore’den Seul de planlamanın ve yönetişimin önemini kavrayan kentler arasında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

What do you think?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

No Comments Yet.

Previous
İSTANBUL KONUT PİYASASI DEĞERLENDİRME RAPORU EYLÜL 2021
ŞEHİRLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE NASIL MÜCADELE EDİYOR?