YAŞAM İÇİN YEŞİL IŞIK: AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI

By Posted on 0 Comments4min read205 views
YAŞAM İÇİN YEŞİL IŞIK: AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI

Yaşam İçin Yeşil Işık: Avrupa Yeşil Mutabakatı
Avrupa Birliği kıtayı çok daha yaşanır kılmak için kolları ciddi anlamda sıvadı. Ve bunun somut bir adımı olarak 2019’un kasım ayında çevre ve sürdürülebilirlik konusunda iddialı ve kapsamlı adımlar içeren “Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal)” adlı inisiyatif ve taahhütler paketini üye ülkeler başta olmak üzere tüm dünyaya duyurdu. Çevre kadar sürdürülebilir büyüme ve kalkınmayı da odağına yerleştiren mutabakat; temiz enerji, sürdürülebilir sanayi, inşaat ve renovasyon, tarladan sofraya temiz gıda, kirliliğin ortadan kaldırılması, sürdürülebilir hareketlilik ve  biyoçeşitlilik olmak üzere 7 başlık altında kurgulanmış. Hedef ise 2050 yılına “karbon nötr” olarak girmek.

Avrupa Yeşil Mutabakatı, AB’nin iklim değişikliği ve çevre sorunlarını ortadan kaldırmak için uygulayacağı yeni modeli ortaya koyan güçlü bir yol haritası olarak önümüzde duruyor. Yalnızca üye ülkeleri değil, üye ülkelerin 3. taraflarla gerçekleştirdiği faaliyetleri de kapsayan mutabakatla beraber tüketim odaklı sanayi anlayışı yerini, merkeze çevre duyarlılığını alan yeni bir ekonomik modele bırakıyor. Bu bağlamda üretimde yenilenebilir enerji kaynaklarının ve geri dönüştürülebilir maddelerin kullanımı en büyük rolü oynayacak.

Yeni bir ekonomi modeli
Avrupa ekonomisine yeni bir format kazandıracak bu yeni büyüme stratejisinin temelleri daha fazla verimlilik, tasarruf ve geri dönüşüme dayanıyor. 2. Dünya Savaşı sonrasında bir ticaret örgütü olarak 6 ülkenin katılımıyla kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu bugün Avrupa Birliği adı ve 27 ülkenin tam üyeliğiyle; kendi bayrağı, para birimi, parlamentosu, bağlayıcı kararlar alma yetkisine sahip kurulları ve anayasasıyla varlığını ve küresel gücünü sürdürüyor. Yeşil Mutabakat ise AB’yi yepyeni ve dünya için umut vadeden bir kulvara sokuyor. Üye ülkeler üzerinde ciddi bir yaptırım gücüne sahip olan AB’nin bu yeni yol haritası sadece birlik üyelerini değil, bizim gibi ticaret hacminin çok büyük bir kısmını bu ülkelerle gerçekleştiren üçüncü taraf ülkeleri de etkileyecek.

Mutabakatla beraber devreye girecek olan karbon vergisi, üçüncü taraf ülkeler için bu yol haritasını kendilerine kılavuz edinenlere çok büyük fırsatlar, eski alışkanlıklarını devam ettirenlere ise yeni maliyetler getiriyor.

Geride kimseyi bırakmak yok
Bu büyük dönüşümün şüphesiz yatırım maliyetleri olacak. “Adil dönüşüm” olarak adlandırılan süreç kapsamında verilen fonlar sayesinde, bu yüksek maliyetli dönüşüme ayak uydurmakta zorlanacak özellikle enerji kullanımı yoğun sektörler ve ekonomik gücü olmayan AB üyesi ülkeler için maddi destek ve kredi sağlanması planlanıyor. Kısacası yaşanabilir bir kıta hedefiyle atılan bu dev adım geride kimseyi bırakmıyor; sosyoekonomik durumu ne olursa olsun kıtada yaşayan herkesi kapsıyor.

Tarladan çatala temiz tarım
Gıda endüstrisi bugünkü haliyle gezegenimizin su ve enerji kaynaklarını en çok tüketen, çevrenin kirlenmesinde en büyük rolü oynayan fakat hayati oluşu nedeniyle vazgeçilemeyen sektörlerden bir tanesi. Tarımsal faaliyetlerin küresel ısınmanın en büyük sebebi olan sera gazlarındaki payı neredeyse 4’te 1. Büyükbaş hayvancılık faaliyetleri ve pirinç üretimi; 1 kg’ı 23 kg karbondiokside eşdeğer olan metan gazının salınımının temel kaynağı. İşte bu ve benzeri nedenlerle Yeşil Mutabakat’ın en önemli hedeflerinden biri de tarladan sofraya gelene kadar tüm üretim sürecinin doğaya bıraktığı “ekolojik ayak izini” takip etmek, kontrol altına almak ve elbette en aza indirmek.

Yeni bir refah seviyesi
Yeşil Mutabakat’ın 2030 yılına kadar karbon salınımını %55 oranında azaltmak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanım oranını %32’ye çıkarmak gibi ara hedefleri var. 2050 yılında sıfır karbon salınımı hedefine ulaşılmasında, bu ara hedeflerin gerçekleştirilmesi son derece hayati bir rol oynuyor. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı küresel ısınmayı azaltmak, iklimsel sorunları ortadan kaldırmak için çevreci bir yol haritası olmanın yanı sıra uluslararası ticareti yeniden şekillendirecek bir devrimin manifestosu olarak da kabul edilebilir. 2050 yılına kadar Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ortaya koyduğu yeşil ekonomi modeli sayesinde 700 bin kişiye istihdam sağlanması planlanıyor. Yeşil Mutabakat, Avrupa insanına daha yaşanabilir bir kıta hedefi sunmakla yetinmeyip yeni bir yaşam ve refah seviyesini de beraberinde getiriyor.

 

 

 

 

 

 

What do you think?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

No Comments Yet.

Previous
DAHA AZ EŞYA, DAHA ÇOK YAŞAM: 100 THINGS CHALLENGE
YAŞAM İÇİN YEŞİL IŞIK: AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI