YAŞAMI ÇOĞALTAN BİR DÜNYA İÇİN: 21 EYLÜL SIFIR EMİSYON GÜNÜ

By Posted on 0 Comments3min read72 views
YAŞAMI ÇOĞALTAN BİR DÜNYA İÇİN: 21 EYLÜL SIFIR EMİSYON GÜNÜ

 

 

 

İnsan olarak hepimiz bir ömre sahibiz. Kazaları, doğal olmayan ölümleri bir kenara bırakacak olursak hayatta kalma süremizi ve yaşam kalitemizi artırmak ya da azaltmak, yaptığımız seçimlere bağlı olarak büyük oranda bizim elimizde. Aynı şey yaşadığımız gezegen için de geçerli.

Dünyamız geride bıraktığı yaklaşık 4.5 milyar yılla beraber artık orta yaşlı bir gezegen. Kalan ömrünün 2 ila 4 milyar yıl olduğu tahmin ediliyor; üzerinde yaşayan insanların ise maalesef o kadar vakti yok. Stephan Hawking ölmeden önce, yaşadığımız gezegende insanlığa en fazla 500 yıl ömür biçmişti. 250 derece sıcaklığa sahip, asit yağmurlarının yağdığı Venüs benzeri bir gezegen olma yolunda koşar adım ilerliyoruz. Yaşanabilir yeni bir dünya bulma ve orada koloni kurarak yaşama şansımız önümüzdeki 100 yıl içinde yok gibi görünüyor ama gezegenimizi kurtarma şansımız hala var.

paris anlaşması

Paris Anlaşması ve sıfır emisyon hedefi
Paris Anlaşması, BM nezdinde, gezegenimizin göz göre göre sürüklendiği felaketi durdurmak için 2015 yılında imzalandı. Anlaşma halen, Kyoto Protokolü’nün devamı niteliğini de taşıyan, sıfır emisyon hedefinin benimsendiği en güçlü belge konumunda. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin kuşkusuz en büyük sebebi, enerji ihtiyacının karşılanması için petrol, doğalgaz, kömür gibi fosil yakıtların kullanılması. Fosil yakıtların doğaya saldıkları karbon ve diğer sera gazlarının bir kısmı ağaçlar tarafından emiliyor. Ayrıca “karbon tutucu” olarak adlandırılan, sera gazlarının atmosfere ulaşmadan yakalanmasını ve depolanmasını sağlayan karbon yakalama sistemleri de mevcut. Ancak bunların hiçbiri tehlikeli boyutlara varan emisyon oranını azaltmak için yeterli değil.

Sıfır emisyon ilkesi; doğaya salınan sera gazı miktarının, yeryüzü tarafından doğal olarak emilen sera gazı miktarıyla eşitlenmesi temeline dayanıyor. Fosil yakıt türlerinin yerine yenilenebilir, temiz enerji kaynaklarını kullanmak için büyük bir dönüşüm ve ciddi bir bütçe gerekiyor. Sıfır emisyon için hedef 2050 yılı olsa da sürecin başarıyla sonuçlanması için şimdiden gerekli yatırımların yapılması, önümüzdeki 10 yıllık süreçte de karbon salınımının yarı yarıya azaltılması şart. Bu hedefe ulaşma yolunda büyük şirketlerden ülke yönetimlerine, STK’lerden bireylere; kısacası hepimize pek çok görev düşüyor.

temiz gelecek için sıfır emisyon

Bireysel adımlardan kitlesel harekete…
İşte Ken Wallece adlı grafik tasarımcı bu yönde, bireysel bir adım attı ve 2008 yılında kurduğu internet sitesiyle sıfır emisyon hedefini destekleyecek bir girişim başlattı: Sıfır Emisyon Günü. 21 Eylül’e tarihlenen Sıfır Emisyon Günü, gezegenimizde fosil yakıt tüketimini her yıl 24 saatliğine askıya alma fikrine dayanıyor. Sıfır Emisyon Günü, gezegenimiz 2050 hedefine ilerlerken her yıl ne kadar yol katedildiğini görme şansı yakaladığımız, bu hedefi yakalamak için daha farklı ve etkin hangi çözümleri üretebileceğimizi tartışabildiğimiz ve toplumsal farkındalık yaratma şansı yakaladığımız çok önemli bir gün. 21 Eylül bizlere de bireysel olarak doğadaki karbon ayak izimizi nasıl azaltıp sıfıra indirebileceğimize dair bir meydan okuma fırsatı sunuyor. Fosil yakıtla çalışan arabamız yerine bisikletlerimizi kullanabileceğimiz, yenilenemeyen kaynaklarla üretilen elektriği olabildiğince az tüketeceğimiz ve belki de elektriğimizi yenilenebilir kaynaklarla kendimiz üretmeye karar verebileceğimiz bir gün.

Yaşadığımız gezegen için daha iyi tercihler yapmaya başlayarak insanlığın dünya üzerindeki yaşamının daha uzun ve sağlıklı olmasına katkı vermek istiyorsak 21 Eylül çok iyi bir başlangıç noktası olabilir.

 

 

What do you think?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

No Comments Yet.

Previous
ŞEHİRLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE NASIL MÜCADELE EDİYOR?
YAŞAMI ÇOĞALTAN BİR DÜNYA İÇİN: 21 EYLÜL SIFIR EMİSYON GÜNÜ