ÇEVRESEL FARKINDALIĞINIZI ARTIRACAK 5 BELGESEL

By Posted on 0 Comments4min read116 views
ÇEVRESEL FARKINDALIĞINIZI ARTIRACAK 5 BELGESEL

Son zamanlarda çevresel farkındalığımızın artması için ne yazık ki sadece sosyal medyaya ya da haberlere bakmamız bile yeterli. Ancak zaman zaman bu mecralar olayların boyutunu anlamamıza yetmiyor ya da daha kötüsü anlık tepkiler vermemize neden olup uzun vadeli değişimler yaratmamızın önüne geçebiliyorlar. Ama söz konusu olan çevresel sürdürülebilirlikse anlık tepkiler, internet üzerinden atılan imzalar ya da story’lerimizde paylaştığımız kınama mesajları dünyayı kurtarmak için pek de yeterli değil. Belgeseller olan biteni daha geniş bir kapsamda ele alarak hem farkındalığımızın hem de yaşamı değiştirip dönüştürme girişimlerimizin daha güçlü olmasını, ayaklarımızın yere daha sağlam basmasını sağlıyor. Bu nitelikli yapımlar sayesinde; buzulların neden ve ne kadar süredir eridiğini, yerkürenin geçmişindeki iklim olay ve sonuçlarını; her birimizin, sonuçlarının farkında olmadan gündelik hayatında sürekli tekrarladığı sıradan eylemlerin (evde yüzlercesi varken yeni bir tişört almak gibi) nelere mal olduğunu, dünya çapında devletlerin aldığı bencilce kararların insanlığı nasıl ve ne ölçüde etkilediğini öğreniyoruz. Hayata, doğaya ve yaşadığımız çevreye daha geniş bir perspektiften bakmamızı sağlayan belgeseller, ancak saatler hatta günler sürecek araştırmalar sonucu ulaşabileceğimiz bilgileri bir iki saat içinde edinmemizi sağlıyor; hem de hayatımız boyunca aklımızdan çıkmayacak görsellerle. Biz de bu düşünceyle son yıllarda çekilmiş, bakış açınızı sonsuza kadar değiştirme potansiyeli taşıyan 5 belgeseli sizin için derledik. Bu liste özellikle doğa ve belgesel tutkunlarını IMDB’de saatler geçirmekten kurtaracak nitelikte. Yazıyı sonuna kadar okuyanları bir de bonus bekliyor. İyi seyirler!

Children of Tsunami: No More Tears (2005)
“Children of Tsunami: No More Tears (Tsunaminin Çocukları: Artık Gözyaşı Yok)”, 26 Kasım 2004’te Güneydoğu Asya’da meydana gelen Hint Okyanusu tsunamisinden etkilenen, dört Asya ülkesindeki sekiz çocuğun hayatını anlatan 25 dakikalık kısa bir belgesel. “Yas asla büyümez” diyen yapım, bu doğa olayının sekiz çocuğun hayatında neleri değiştirdiğini ve doğa olaylarının, haberlerde gördüğümüz yıkılan evler ve yüzen arabalardan çok daha fazlasına neden olduğunu kısa ve çarpıcı bir dille anlatıyor.

The Age of Stupid (2009)
Akademi ödülleri adayı Pete Postlethwaite’li, 2009 tarihli bu belgesel aslında hibrit bir yapım. Belgesel, drama ve animasyon türlerini bir arada bulunduran “The Age of Stupid (Aptallar Çağı)“, hala vaktimiz varken iklim değişikliğini neden durdurmadık, sorusuyla geleceğe bakıyor ve böyle devam edersek başımıza gelecekleri bir bir sıralıyor.

Before The Flood (2016)
National Geographic ortaklığı ile çekilen “Before The Flood (Selden Önce)”, neredeyse yarım yüzyıldan fazla bir süredir gelmekte olduğunu bildiğimiz ancak gözümüzü kapatmayı tercih ettiğimiz iklim değişikliğini bize tüm açılarıyla göstermeye kararlı bir yapım. 2016 tarihli belgesel, Leonardo DiCaprio’yu büyük bütçeli gişe filmleri dışında seyretmek isteyenlerin de ilgisini çekebilir.

2040 (2019)
“That Sugar Film” adlı belgeseli izleyenlerin hatırlayacağı Damon Gameau, bu defa bir iklim değişikliği belgeseliyle karşımızda. 2019 yapımı olan “2040”, Gameau’nun kızına dünyanın içinde olduğu durumu anlatma çabasını içeriyor. Sevimli bir görsel dile sahip olan bu belgesel 2040 yılında hangi “acı gerçekler”le yüzleşeceğimizi bize bir buçuk saatte, “çocukların bile” anlayabileceği bir şekilde anlatıyor.

Kiss The Ground (2020)
Woody Harrelson tarafından seslendirilen belgesel, dünyanın sonunun geldiği hissine kapılmamıza neden olan diğer belgesellerden farklı. Toprak ve tarımla olan ilişkimizi yeniden düşünmemizi isteyen “Kiss The Ground (Toprağı Öp)”, “2040” kadar eğlenceli olmasa da en azından umut dolu bir dille bize hala yapılabilecek bir şeyler olduğunu hatırlatıyor.

Bonus: The Human Scale (2012)
Yukarıdakileri izledikten sonra hala haliniz ve şevkiniz kaldıysa bir önerimiz daha var. Şehirlerin nasıl da çoktan insan ölçeğini aşıp, insanların kendi yarattıkları makinelere hizmet eder hale geldiğini betimleyen “The Human Scale (İnsan Ölçeği)”; kentlerin ve kentleşmenin sevimsiz gerçeklerini yüzümüze vuruyor. Danimarkalı ünlü mimar Jan Gehl’in anlatıcılığını üstlendiği yapım; ne oldu da bugünlere geldik diye soranları, megakentlerin insanları yok sayan gelişim örüntüleriyle yüzleşmeye çağırıyor.

 

 

 

What do you think?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

No Comments Yet.

Previous
BÜYÜKŞEHİRDE KOMŞULUK İLİŞKİLERİNİN DÖNÜŞÜMÜ VE BUGÜNKÜ DURUMU
ÇEVRESEL FARKINDALIĞINIZI ARTIRACAK 5 BELGESEL